SATIŞTAN GİRİŞİMCİLİĞE GİRİŞ

Satışta geçirdiğim süre boyunca farklı firmalar ve üretim tesislerinde olan çalışmalarım ile hayata bakışım tamamen değişmeye başlamıştı. Yeni insanlarla tanışıyor ve bu insanların başarıları hakkında bilgi sahibi olmaya başlıyordum. Kimi bir kitap öneriyor kimi ise yatırımla alakalı bilgiler veriyordu. Bu aldığım dersler ve bilgiler ışığında hayatımı değiştirip hedeflerimi belirlemem gerektiğini ve ömrüm boyunca bir firmada çalışmanın beni mutlu etmeyeceğine karar verdim. Sanırım dönüm noktam bir amasya ziyareti sırasında dibe vurduğumu hissettiğim o andı.

Müşteri ziyaretine gitmek üzereydim. Telefonum bozulmuştu cebimde ise sadece 1 telefon alacak kadar birikmiş param ve cebimdeki paranın 2 katı KYK borcum vardı. İşte tam o sırada dedim ya dönüm noktamdır diye. Risk almak istedim ve kendime şunu sordum 1 yıl sonra hiç değeri kalmamış olacak bir iphone mu almak istersin yoksa ikinci el düşük bir model telefon alıp geri kalan para ile yatırım mı yapmak istersin diye. Birşeyler beni tetikliyordu okuduğum yatırımcı kitapları okuduğum girişimci kitapları beni tetikliyordu ve kendimi 10 dk sonrasında 2020 kasım ayında bütün paramla Altcoin alırken buldum. Kendime adım adım yatırım yolu seçtim ve disiplinli ilerleyeceğime söz verdim.

Günler geldi günler geçti yatırımlarıma devam ederken bir taraftan da bir girişimcilik yapmam gerektiğini düşünüyor ve yakın arkadaşım şuan ki ortağımla bu konuyu görüşüyordum. Ama bu girişmcilik öyle birşey ki para zaman fikir olması lazım ama atlamanız gereken yerde ise atlamaya cesaretinizin olması lazım. 2021 Eylül ayında yatırımlarımdan 2 milyon lira para kazanmış fikrimizi bulmuş ve adım atmamız geriye kalmıştı. İşte dedim ya atlamanız gereken zamanda oradan zıplamınız gerekiyor diye. Tam o zıplamama sebeb olan şey ise iş yerinde yaşamış olduğum müdürüm tarafından küfür tehtit mobbing yanlız bırakma ve daha bir çok şeyin sistematik olarak başlaması olmuştu. Çok ünlü bir söz vardır. Kötü komşu insanı ev sahibi yapar diye. Tam olarak durum buydu ve rızkı veren Allahtır diyip istifamızı verip şirketimizi kurduk.

Şuan 6 aylık bir şirketimiz sektöründe büyük 2 farklı markanın Türkiye Distribütörlüğümüz bulunmakta ve faaliyetlerimize başlamış bulunmaktayız. Evet yolun daha başındayız ve 1 yıl sonrasında zirveye ne kadar yaklaşmış olacağımızı bizde çok merak ediyoruz.

Satış Tekniklerine Giriş – Satış Nedir

Satış, satış ve satış…

Satış Tekniklerine Giriş – Satış Nedir

Satış, satış ve satış…

 Tarihin tozlu sayfalarındaki hikayeyi hepimiz biliyoruz. Hani şu paranın nasıl bulunduğu ile ilgili olan. Elinde elma var ve canın tavuk yemek istiyor, gidip biraz elma verip kürek alıyorsun. Elma senin için takasını yapabileceğin rahat bir nesne. Sonrasında canın tavuk çektiğinde de elma verip alıyorsun, çünkü kürek için elma verdiğinde anladın ki hayatını idame ettirebilmen için, ihtiyaç duyduğun nesnelere karşın birşeyler vermen gerekiyor. Ve sen elma biriktirmeye veya üretmeye başladın. Belki tavuk ve küreğe verdiğin elmaların sayısı aynı değil ama sonuç olarak yaşadığın bölgede herkes artık elma istediklerinde kime gideceklerini iyi biliyorlar. Sonrasında takas sistemi gelişe gelişe değerli madenlerden sabit bir takas aracısı olan para bulunuyor.

Para… Demek ki hikaye aslında paranın icadı ile başlamıyormuş. Hikaye ihtiyaçlarla, hayatta kalma zorunluluğu ve bir şeyleri karşılıksız elde edememe durumu ile başlıyormuş. Hatta Adem ve Havva’nın cennetten kovulmasına sebep olan da bir takastı aslında. Aaa, bak yine orda da elma var, gerçi o ticarette farklı olaylar da dönmüş diyorlar da, o kısmı geçelim. Sonuç olarak ulaşılmak istenen her türlü şeyin bir karşılığı olmak zorunda.

Taş devrinden sanayi devrimine, ordan tutup uzay çağından bilgi çağına kadar gelsek de değişmeyen tek bir nokta var; insan. Doğarken tercihi sorulmadığı için dünyaya bir kere geldikten sonra büyümek, yaşamak, beslenmek, barınmak, üremek ve ölmek zorunda. Yazıyı okuyanlar arasında İsa’nın doğuşunu beklemiş olup halen yaşayan var mıdır acaba?

Konunun aslına çok geç gelmek istedim. Çünkü satışı nasıl anlatmam gerektiğini bilmiyorum aslında. Ama bu paragrafa kadar sıkılmadıysanız eğer size çok güzel bir haberim var, satışı size çok güzel bir yazı dizisi ile anlatacağım. Kısa kes ne anlatacaksan anlat kardeşim işimiz gücümüz var diyorsanız hemen özetleyeyim kalanını okumaya gerek duymayın. Satış genel geçer dillerde alıcı ve satıcı arasında geçen, malın alıcıya verilerek karşılık bedelinin alınması olarak geçer. Peki tam anlamıyla böyle midir, talebi olmayan bir ürüne bedel biçebilir misiniz, bedel biçemediğiniz ürünü nasıl satabilirsiniz?

Tamam, yeterli felsefemizi yaptık, satışın ne olduğunu da az çok biliyoruz artık. Şimdi üretici olarak (Elma çiftçisi dedemizin genleri) elimizdeki mal ne olursa olsun bir şekilde elden çıkarmak ve ulaşamadığımız şeylere sahip olmamız gerekiyor. Bunun için de elimizdekini en kârlı bir şekilde karşıya vererek yerine geçebilecek değerli şeyler almamız gerekiyor. Yani satmamız gerekiyor. Şuanda dünyanın en iyi nesnesini üretiyor da olsak, buna bir paha biçemedikten ve satamadıktan sonra hiçbir anlamı kalmıyor. Dünyanın en güzel resmini yapan adamın da günümüzde o emeği satması gerekiyor, en kalitesiz elektronik ürünün üretenin de. Çünkü yukarıda da bahsettiğim gibi, cennetten kovulduğumuzdan beri bize verilen görev bu. Yaşamak zorundayız.

Şimdi hadi işi daha da kolaylaştıralım. Nedir Satışın Teknikleri?

Pazar, arz-talep ve denge

Talebi olan, sürekli bir ürünün veya hizmetin satışı sırasında eğer o ürüne ihtiyaç kesinlikle elzem değil ise (mesela çok nadir bulunan ilaçlar veya paha biçilemeyen sanat eserleri gibi) elbette satışını iyi yapan, pazarını iyi oluşturan kazanır. Bunun için birinci teknik olarak ürünün kalitesi ve Pazar ağacındaki yeri diyelim. Yani bir yazımız satışta pazarın önemi üzerine olacak.

İletişim, reklam, merak ve profesyonellik

Burada iletişim kurmadan da ürünlerini üretip direkt satabilenlerden bahsetmeyeceğiz. Çünkü bakkalda bile kola bittiğinde bir kanaldan etkileşerek o raflar kolayla doldurulmakta. Sosyal varlık olmamızın ötesinde, yaşamak zorundaysak iletişim kurmak zorundayız. Hadi yazılardan birisi de doğru iletişimi kurmak ve sürdürmek üzerine olsun.

Sonrasında ise ürünü tanıtmamız gerekiyor. Şener Şen’in Jilet sahnesini hatırlarsınız, ne kadar da sürükleyici, hatta ders diye okutulacak bir nüanstı. Birebir, müşteri ile dirsek teması kurarak yapılan tanıtımların üzerine yoktur. Ama bunu yüzyüze yapmaya kalsak herhalde ürünümüzün tüm dünyadaki insanlara bizzat bizim tarafımızdan tanıtılması bir reklamın etkileyicilik süresi göze alındığında (7 saniye) yaklaşık 56 milyar dakika falan sürecektir.

 Eee, al veya alma; ondan fazla süreyi sana ayıramam, belki 2 tane birden ürün alıcak müşteri var, tek bir noktaya takılırsak olmaz. Ha ilgileniyorsan belki biraz daha ürünümün sana ne katacağından belki bahsederim.

Yukarıdaki satırı yazarken kendimde bile bir merak uyandırdım. Çok ilginç değil mi, şuanda o ürünün ne olduğunu ben bile merak ediyorum. Evet, başka bir nokta da merak uyandırmak. Bunu da detaylı olarak inceleyeceğiz.

Son konuya gelecek olursak, bugün bir kasap da, emlakçı da, tüccar da kesinlikle profesyonel olmalı. Çünkü rekabet var. 1 küreğe 3 elma verdiğin dönemde sadece sen ve birkaç kişi elma üretiyordu. Ama şimdi ne üretirsen üret veya geliştirirsen geliştir, illa seninle bu pazarda birlikte koşturacak bir rakibin olacak. Profesyonel olan kazanır!

Konuları daha da arttıracağız canlar, şimdilik benden bu kadar. Merak etmeyin sonrakı yazılar bu kadar boş yapılmış olmayacak, işin tekniğinde daha da net göreceğiz. İnsan bu bahsettiğim detaylardaki gibi esnek ve felsefeye dayalı bir varlık olsa da satış tamamıyla analitik bir kavram olduğu için sıfır ve birler ile devam edeceğiz.

Zafere Giden Yol

Günler günleri kovalarken pandemi başlayalı yaklaşık 2 ay geçmişti ancak hala ne bir satış ne de randevu alabiliyorduk. Randevu almak imkânsız gibi bir şeydi çünkü bütün beyaz yakalar homeoffice çalışmaya başlamışlardı.

Bu şekilde günde 20 müşteri araması yap mail gönder iletişim bilgilerini al derken aslında pandemi bitişi içinde epey bir randevu sözü almış ve müşteri biriktirmiştim.

Yine bir sabah erkenden uyandım kahvemi yaptım sigaramı içtim ve müşteri taramalarına başlarken bir firmaya denk geldim sektör olarak tam bizim istediğimiz sektördü ve bizim cihazlarımızdan kullanması gerekirken bu güne kadar tanıtımına kimse gitmediği için kullanmaya başlayamamıştı. Kendisini aradığımda direk firma sahibi ile görüşme imkânı buldum ve almak istediğimi atlayıp Sakarya’ya gelmemi söyledi.  Böyle bir duygu olamazdı müşteri bulmuştum ve satışa çok yaklaşmıştım.  Ama bir problem vardı ki ben daha hiç sahada müşteri görüşmesi yapmamıştım.  Bunun heyecanı ile genel müdürümüzü de alıp adamdan ayarladığım toplantıya gitmek için yola koyulduk. Ama kafamda neler neler planlıyorum gideriz satış kapanır ödemeyi alırız ben primi alırım vs. vs. nitelim öyle de olmadı çünkü marketten çikolata almıyoruz 1 seferde satış kapansın.

Firmaya gittik içeri girdik genel müdürümüz satış görüşmesi yaparken ben tamamen izleyici kesim olmaya karar verip hareketlerini sözlerini izliyor müşteriden gelen tepkileri nasıl yumuşattığını ve pazarlık aşamalarını adım adım ezberliyordum. Bu şekilde devam eden bir toplantıdan ne yazık ki elimiz boş dönmek zorunda kaldık. Tek sebep ise firma sahibinin bizi tartmak için cihazın fiyatını %50 iskontolu istemeseydi.  Tatbikîde kabul edilemez bu teklife karşılık adamın blöfünü görerek masadan kalkıp İstanbul’a döndük ve ben yine depresyon ben yine isyanlarda gece neden satamıyorum diye düşünürken günü kapattım.  Ancak kendimi umutsuzluğa sürüklemek yerine bu deneyimi ve başarısızlığı her an düşünmeye ders çıkarmaya ve kendimden emin olduğumda tekrar oraya gideceğimi bilerek zamanı beklemeye adadım. 

Sanırım üzerinden 1 yıl gibi bir süre geçmişti. Ankara iş gezisine gitmiş ASO 2 organizede müşteri gezmeleri yapıyordum ve telefonum çalmaya başladı. Gözümü ekrana götürdüğümde yüzümde istemsiz bir gülümseme oluştu ve arabayı hemen kenara çekip telefona cevap verdim. Evet, arayan 1 yıldır aklıma her geldikçe bir gün oraya cihaz satacağım diye hırs yaptığım firmanın sahibiydi ve beni cahiliyetle ofisine çağırıyordu.  Kendisi ile kısa bir telefon görüşmesi yapıp ertesi güne randevulaştık ve sabah erkenden yola çıkıp Sakarya’ya doğru müşteriye gitmeye başladım. Ancak bu sefer aynı hataları yapmayacaktım ve o masadan zafer ile kalkacaktım. Kendimi yol boyunca bu başarıya öyle odaklamıştım ki yol nasıl bitti anlamadan kendimi firmanın önünde buldum.  Selamlaşmalar hal hatır sohbetleri çay kahve faslı derken sakince ortamı ve konuşmayı izleyip gerekli gördüğüm yerlerde konuşmayı yönlendirerek ilerliyordum. Ama kesinlikle ürünümün lafını açmıyor fiyat konusuna ise hiç girmiyordum. Firma sahibi konuyu kendi açıyor istemediğim bir şartı öne sürdüğünde konuyu sürükleyicilikle farklı noktaya çekip hazırlamaya başlıyordum. Bu şekilde toplantı devam ederken artık bir süre sonrasında kendisi bizi markamızı övüp pahalılığımızın normal olduğundan bahsedip satış onayımı verdi ve anlaşmayı sağladık.  Her toplantıda olduğu gibi kendime tuttuğum 30 dk. ucu ucuna yetmiş ve verdiğim sözü tutarak masadan zaferle ayrışmıştım.

Firmadan ağır ağır çıkıp arabama bindim ve gözden uzaklaştığım anda her satıştan sonra kendimi şımartmak için yaptığım gibi torpidodan puromu çıkarıp aldığım zaferin kendime verdiğim gelişim sözümü tutmanın verdiği haz ile İstanbul’a dönüşe geçmiştim.

Satış Pandemi İlk Ay Deneyimi

Pandemi başlamıştı ofise ilk haftada 1 gün gidiyor geri kalan günler home office çalışmamız gerekiyordu. Peki, yeni bir satışçı home office nasıl çalışabilirdi?  İşte burada ben olayı tamamen rüzgar ve yelkenli mantığında düşünüp yelkenlerimi açıp rüzgarı arkama almaya karar verdim. Bu durumu bir umutsuzluktan çıkarıp kendimi rahat bir şekilde geliştirebileceğim ortama dönüştürmeye karar verdim. İlk iş oturup kendime bir çalışma planı oluşturdum. Bir konuşma metniydi aslında bu sekretaryaya kendimi tanıtıp üretim müdürüne aktarmak için ve üretim müdürünü etkileyip randevu almak alamıyor samda tanıtım yapabilecek fırsatı yaratmak için. 

İlk olarak metin oluşturuldu satış kitapları alındı satış eğitimleri alındı ve günlük firma tarama yolları öğrenildi. Günlerimin ilk başlangıcını Her sabah 9 da başlayan mesai için ben 8 de uyanıp firma araştırmaları yapıyordum. Firma araştırmalarını sanayi sitelerinden yapıyordum. Günlük hedeflediğim arama sayısı 20 firma idi. Bakmayın az gözüktüğüne günlük 20 firma araması ciddi bir zaman gerektirir. Çünkü 20 firma bulmam sabah 9 ile 10 arasını dolduruyordu. 10-11 arasında ayna karşısında kendimi tekrarlayan konuşmalar yapıp 11 de aramalara başlıyordum. 12 de ilk 10 firmayı bitirip 12 14 arasında bu firmaların crm girişlerini tanıtım mail gönderimlerini yapıyordum. 14-15,30 arası geri kalan 10 firmayı bitiriyordum. Aramak için bu saatler arasını seçmemin nedeni sabah 11 den önce insanlar çok gergin oluyorlar ve konuşmalar soğuk geçiyordu. 15,30 16 dan sonra arama yapmamanı sebebi ise insanların artık yorulmuş bir psikolojide olduğundan dünyanın en önemli konusunu dahi anlatsanız sizi dinlemeyecek olmalarıydı. 16 dan sonra ise yine crm girişleri yapıp mesaiyi kapatıp gece boyunca da satış kitapları okuyup hatalarımı bulmaya çalışıyordum.  Bu kadar çaba göstermemin sebebi ise satış yapmadıkça kovulacağımı düşünmem ve başarısız olacağımı düşünmemdi.   İlk hafta yaptığım aramaların belki de yarısından çoğu facia ile sonuçlandı ve sekretaryadan ileriye geçemedim.  İşte o sıra oturup düşündüm.  Ben nerede hata yapıyordum? Satış yapmak iletişime geçmek mi çok zordu yoksa benim yeteneğim mi yoktu?

Günler günleri kovalarken pandemi başlayalı yaklaşık 2 ay geçmişti ancak hala ne bir satış ne de randevu alabiliyorduk. Randevu almak imkânsız gibi bir şeydi çünkü bütün beyaz yakalar homeoffice çalışmaya başlamışlardı.

Bu şekilde günde 20 müşteri araması yap mail gönder iletişim bilgilerini al derken aslında pandemi bitişi içinde epey bir randevu sözü almış ve müşteri biriktirmiştim.

Yine bir sabah erkenden uyandım kahvemi yaptım sigaramı içtim ve müşteri taramalarına başlarken bir firmaya denk geldim sektör olarak tam bizim istediğimiz sektördü ve bizim cihazlarımızdan kullanması gerekirken bu güne kadar tanıtımına kimse gitmediği için kullanmaya başlayamamıştı. Kendisini aradığımda direk firma sahibi ile görüşme imkânı buldum ve almak istediğimi atlayıp Sakarya’ya gelmemi söyledi.  Böyle bir duygu olamazdı müşteri bulmuştum ve satışa çok yaklaşmıştım.  Ama bir problem vardı ki ben daha hiç sahada müşteri görüşmesi yapmamıştım.  Bunun heyecanı ile genel müdürümüzü de alıp adamdan ayarladığım toplantıya gitmek için yola koyulduk. Ama kafamda neler neler planlıyorum gideriz satış kapanır ödemeyi alırız ben primi alırım vs. vs. nitelim öyle de olmadı çünkü marketten çikolata almıyoruz 1 seferde satış kapansın.

Firmaya gittik içeri girdik genel müdürümüz satış görüşmesi yaparken ben tamamen izleyici kesim olmaya karar verip hareketlerini sözlerini izliyor müşteriden gelen tepkileri nasıl yumuşattığını ve pazarlık aşamalarını adım adım ezberliyordum. Bu şekilde devam eden bir toplantıdan ne yazık ki elimiz boş dönmek zorunda kaldık. Tek sebep ise firma sahibinin bizi tartmak için cihazın fiyatını %50 iskontolu istemeseydi.  Tatbikîde kabul edilemez bu teklife karşılık adamın blöfünü görerek masadan kalkıp İstanbul’a döndük ve ben yine depresyon ben yine isyanlarda gece neden satamıyorum diye düşünürken günü kapattım.

Üretimden Satışa Nasıl Başladık

Neden Satış?

Okumayı öğrendiğinizde bilinçli olarak okuduğunuz ilk kelimeyi hatırlıyor musunuz? Benimki babamın bir akşam işten dönüp yemeğimizi yedikten sonra koltukta otururken o günün gazetesinin bulmaca ekinin kenarındaki beyaz şeride yazdığı ‘’Televizyon’’ kelimesiydi. Yani bir gecede okumayı sökmedim tabi ki, fakat sonrasındaki büyük sevinci hatırlıyorum da sanırım ben ilk okumaya o gece başlamıştım.

Sonrası da geldi, o heyecanın bir depodan farksız olduğunu fark etmem için 20 yıl geçmesi gerekti. Tamı tamına 20 yıl boyunca civarı okudum. Ama öyle böyle okumak değil, rakamlarla bilinen matematiği bile okuduk. Mühendislik matematiği denen bir derste sadece rakamlar olması gerekirken harfleri gördüğümde işin böyle olmaması gerektiğini anlamıştım. Öncesi böyle, sonrası için oynat bakalım.

Askerden dönmüşüm. Bir dosya dolusu Cv dolduracak kabiliyet, proje ve yeteneklerim olmasına rağmen tertemiz boş bir sayfaya mezun olduğum okulu, askerlik durumumu ve ehliyet durumumu yazarak en sonuna ‘’Hevesli bir Endüstriyel Mekanik Tasarımcı’’ yazarak Özgeçmişimi bilindik sitelere kaydettim. Çok geçmeden bir iş, hem de en istediğim tanımda. Ama başladıktan sonra kayıp olan birkaç yıl.

Birşeyleri sorgulamak aslında iyi bir mühendisin işi değildir. Hatta hiç olmamalıdır. Mühendis dediğin verilen projeyi yapar, sıfır veya birlerin dünyasından kafasını çıkarmaz. Milyonluk işlerin altına imza atar ve günümüz şartlarında yeni mezuna reva görülen asgari ücretin bir tık altına boyun eğerek evine döner. Çünkü bunun için 20 yıl okumuştur. Bunları daha sonra detaylı konuşacağız, şimdi konumuza dönelim. Neden satış?

Mamut avladığımız dönemi biraz hızlı geçersek, elma üreticisi olan birinin elbette tavuk yemeye de ihtiyacı var. 5 elmaya 1 tavuk alma devrini de hızlıca geçiyorum, orasını siz anladınız zaten. Tonlarca elmanız varsa bir şekilde o elmaları başka bir ihtiyacınız için hızlı bir ara birime dönüştürmeniz lazım, yani paraya. Paranın temeli yine emek ve akıldan geçiyor. Burayı da sonra detaylı konuşacağız.

Birkaç yıllık bir çalışan olarak yeni denizlere yelken açma vaktim geldiğinde oturup alan değiştirmeyi düşündüm. Başarılı CEOların geçmişlerine baktığımda büyük bir çoğunluğunun yolunun satıştan geçtiğini görerek bu işe uygun olup olmadığımı sorgulamaya başladım. Bence satış benim keyifli vakit geçirmemi sağlayacak; ama bir o kadar da stresli ve yorucuydu. Ama iş işte öğrenir diyerek başladım. Sebep olacak etmenleri sıralarsak;

  1. Problem Çözmek

Problem çözmeye bayılan bir yapım var. Öncelikle Sherlock Holmes değilim. Ama havuz ve yaş problemlerini bir kenara bırakırsak sudokudan tut çengel bulmacasına kadar kralını tanımam : )

  • Sosyal İnsan

Bir ofiste veya fabrikada 40 yıl geçirip emekli olmak mı, hayır; bu benim tarzım değil.

  • İletişim

Karşındaki insanın arzularına ve duygularına hitap edebilecek en uygun yönlendirmeler ile bir satranç masasında savaşmak, işte bu.

  • Psikoloji

Manipüle edilmenin veya etmenin keyfi, işte bunu o savaş sırasında çok rahat hissediyorsunuz.

  • Uzlaşmak

Büyük bir projenin bitişinde içilen çay mı, bir satışı kapattıktan sonra zaferle oradan çıkıp kutlamak mı?

  • Girişimcilik Ruhu

Sürekli aktif bir şekilde pazarın içinde olunca Girişimciliğin temel esası olan sorun çözme ve bunu insanların hizmetine sunmanın verdiği hazzı yaşamak inanın çok iyidir.

  • Pazarı Öğrenmek

Okuldaki teorik bilgileri bir kenara at, çoğu zaman karşımdaki müşterinin termodinamiğin ilk 2 yasasını bilip bilmediğini merak ederim. Onu bilmese bile rakiplerimin hangi ürünü ne kadara sattığını biliyor, benim işime yarayacak olan da budur.

  • Ne, Neden, Nasıl

Ürüne bağlı kalmamak gerekiyor. Ne satacağım hiç önemli değildi o an. Neden satacağım önemliydi. Nasıl sattığımı yolda zaten görecektim. Ailemi mi geçindirmek istiyorum sadece, yoksa yukarıda saydıklarım gerçekten beni tatmin edecek miydi.  Nasıl yapacağıma dair birkaç fikrim vardı ama ben satışa başlarken tamamen temiz bir sayfa ile başlamak istediğimi kendime durmadan tekrarladım. Çünkü kendimi ne kadar geliştirirsem, hedeflerime o kadar hızlı ulaşacaktım.

Şimdilik bu kadar, sonraki yazılarda görüşmek üzere. İş dünyası denen derya denizde bir balıkçı teknesi değil, moby dick olmaya kararlıysanız doğru yerdesiniz : )

WordPress.com Tarafından Desteklenen Web Sitesi.

Yukarı ↑