Satış, satış ve satış…
Satış Tekniklerine Giriş – Satış Nedir
Satış, satış ve satış…
Tarihin tozlu sayfalarındaki hikayeyi hepimiz biliyoruz. Hani şu paranın nasıl bulunduğu ile ilgili olan. Elinde elma var ve canın tavuk yemek istiyor, gidip biraz elma verip kürek alıyorsun. Elma senin için takasını yapabileceğin rahat bir nesne. Sonrasında canın tavuk çektiğinde de elma verip alıyorsun, çünkü kürek için elma verdiğinde anladın ki hayatını idame ettirebilmen için, ihtiyaç duyduğun nesnelere karşın birşeyler vermen gerekiyor. Ve sen elma biriktirmeye veya üretmeye başladın. Belki tavuk ve küreğe verdiğin elmaların sayısı aynı değil ama sonuç olarak yaşadığın bölgede herkes artık elma istediklerinde kime gideceklerini iyi biliyorlar. Sonrasında takas sistemi gelişe gelişe değerli madenlerden sabit bir takas aracısı olan para bulunuyor.
Para… Demek ki hikaye aslında paranın icadı ile başlamıyormuş. Hikaye ihtiyaçlarla, hayatta kalma zorunluluğu ve bir şeyleri karşılıksız elde edememe durumu ile başlıyormuş. Hatta Adem ve Havva’nın cennetten kovulmasına sebep olan da bir takastı aslında. Aaa, bak yine orda da elma var, gerçi o ticarette farklı olaylar da dönmüş diyorlar da, o kısmı geçelim. Sonuç olarak ulaşılmak istenen her türlü şeyin bir karşılığı olmak zorunda.
Taş devrinden sanayi devrimine, ordan tutup uzay çağından bilgi çağına kadar gelsek de değişmeyen tek bir nokta var; insan. Doğarken tercihi sorulmadığı için dünyaya bir kere geldikten sonra büyümek, yaşamak, beslenmek, barınmak, üremek ve ölmek zorunda. Yazıyı okuyanlar arasında İsa’nın doğuşunu beklemiş olup halen yaşayan var mıdır acaba?
Konunun aslına çok geç gelmek istedim. Çünkü satışı nasıl anlatmam gerektiğini bilmiyorum aslında. Ama bu paragrafa kadar sıkılmadıysanız eğer size çok güzel bir haberim var, satışı size çok güzel bir yazı dizisi ile anlatacağım. Kısa kes ne anlatacaksan anlat kardeşim işimiz gücümüz var diyorsanız hemen özetleyeyim kalanını okumaya gerek duymayın. Satış genel geçer dillerde alıcı ve satıcı arasında geçen, malın alıcıya verilerek karşılık bedelinin alınması olarak geçer. Peki tam anlamıyla böyle midir, talebi olmayan bir ürüne bedel biçebilir misiniz, bedel biçemediğiniz ürünü nasıl satabilirsiniz?
Tamam, yeterli felsefemizi yaptık, satışın ne olduğunu da az çok biliyoruz artık. Şimdi üretici olarak (Elma çiftçisi dedemizin genleri) elimizdeki mal ne olursa olsun bir şekilde elden çıkarmak ve ulaşamadığımız şeylere sahip olmamız gerekiyor. Bunun için de elimizdekini en kârlı bir şekilde karşıya vererek yerine geçebilecek değerli şeyler almamız gerekiyor. Yani satmamız gerekiyor. Şuanda dünyanın en iyi nesnesini üretiyor da olsak, buna bir paha biçemedikten ve satamadıktan sonra hiçbir anlamı kalmıyor. Dünyanın en güzel resmini yapan adamın da günümüzde o emeği satması gerekiyor, en kalitesiz elektronik ürünün üretenin de. Çünkü yukarıda da bahsettiğim gibi, cennetten kovulduğumuzdan beri bize verilen görev bu. Yaşamak zorundayız.
Şimdi hadi işi daha da kolaylaştıralım. Nedir Satışın Teknikleri?
–Pazar, arz-talep ve denge
Talebi olan, sürekli bir ürünün veya hizmetin satışı sırasında eğer o ürüne ihtiyaç kesinlikle elzem değil ise (mesela çok nadir bulunan ilaçlar veya paha biçilemeyen sanat eserleri gibi) elbette satışını iyi yapan, pazarını iyi oluşturan kazanır. Bunun için birinci teknik olarak ürünün kalitesi ve Pazar ağacındaki yeri diyelim. Yani bir yazımız satışta pazarın önemi üzerine olacak.
–İletişim, reklam, merak ve profesyonellik
Burada iletişim kurmadan da ürünlerini üretip direkt satabilenlerden bahsetmeyeceğiz. Çünkü bakkalda bile kola bittiğinde bir kanaldan etkileşerek o raflar kolayla doldurulmakta. Sosyal varlık olmamızın ötesinde, yaşamak zorundaysak iletişim kurmak zorundayız. Hadi yazılardan birisi de doğru iletişimi kurmak ve sürdürmek üzerine olsun.
Sonrasında ise ürünü tanıtmamız gerekiyor. Şener Şen’in Jilet sahnesini hatırlarsınız, ne kadar da sürükleyici, hatta ders diye okutulacak bir nüanstı. Birebir, müşteri ile dirsek teması kurarak yapılan tanıtımların üzerine yoktur. Ama bunu yüzyüze yapmaya kalsak herhalde ürünümüzün tüm dünyadaki insanlara bizzat bizim tarafımızdan tanıtılması bir reklamın etkileyicilik süresi göze alındığında (7 saniye) yaklaşık 56 milyar dakika falan sürecektir.
Eee, al veya alma; ondan fazla süreyi sana ayıramam, belki 2 tane birden ürün alıcak müşteri var, tek bir noktaya takılırsak olmaz. Ha ilgileniyorsan belki biraz daha ürünümün sana ne katacağından belki bahsederim.
Yukarıdaki satırı yazarken kendimde bile bir merak uyandırdım. Çok ilginç değil mi, şuanda o ürünün ne olduğunu ben bile merak ediyorum. Evet, başka bir nokta da merak uyandırmak. Bunu da detaylı olarak inceleyeceğiz.
Son konuya gelecek olursak, bugün bir kasap da, emlakçı da, tüccar da kesinlikle profesyonel olmalı. Çünkü rekabet var. 1 küreğe 3 elma verdiğin dönemde sadece sen ve birkaç kişi elma üretiyordu. Ama şimdi ne üretirsen üret veya geliştirirsen geliştir, illa seninle bu pazarda birlikte koşturacak bir rakibin olacak. Profesyonel olan kazanır!
Konuları daha da arttıracağız canlar, şimdilik benden bu kadar. Merak etmeyin sonrakı yazılar bu kadar boş yapılmış olmayacak, işin tekniğinde daha da net göreceğiz. İnsan bu bahsettiğim detaylardaki gibi esnek ve felsefeye dayalı bir varlık olsa da satış tamamıyla analitik bir kavram olduğu için sıfır ve birler ile devam edeceğiz.